Hikaye / Künye

Vakit gelmişti. Türk tarafından üç el silah sesi duyuldu. Maraş’ta teşkilatlanmış bölgeden üçer el silah sesi buna cevap verdi. Savaş başladı. Yaşananların eşi benzeri yoktu. Zamanın süper gücü Fransa, Ermeniler ve izleyen dünya şaşkındı. İşgal edilmiş bir şehrin halkı, çok güçlü ve iyi yerleşmiş düzenli bir askeri güce karşı savaşıyordu. Bu çok kötü bir örnekti ve cezasız bırakılamazdı. Şehir topa tutuldu. Makineli tüfeklerle tarandı. Gündüz cayır cayır yanan Maraş, kışın ortasında gece donuyordu. Açlık, hastalık, susuzluk, soğuk, korku... İşkenceler, ölümler, ölümler... Hiçbir yerden yardım alamadan direndi Maraşlı. Asla pes etmedi. Geri çekilmedi. Kaçmayı düşünmedi. Gerekirse canları, cananları, malları yok olacaktı. Verilen destansı mücadele cihad aşkı, bağımsızlık sevdası, namusunu koruma kavgası içindi. Canla başla savaştılar. Dünya tarihinde bilinen böyle bir şehir savaşının yaşanmadığıdır. Kendini feda ederek kendini kurtardı Maraşlı. Her günü ayrı bir destan olan 22 gün sürdü şehir savaşı. Olanlar inanılacak gibi değildi. Deve iğne deliğinden geçmişti. 22 gün sonunda işgalci Fransız ve Ermeniler utanç içinde yakıp yıkarak şehirden kaçtılar. Bir islam gayretiydi Maraş’ta yaşananlar. İstiklal kıvılcımı Maraş’tan çakıldı. Dünya mazlumlarına önderlik edecek özgürlük ateşi Maraş’tan yakıldı. Maraş’ı kahraman yapan ruh bize istiklalimizi kazandırdı.